Mehmet Bayar

Mehmet Bayar
Birlik ve beraberlik içinde olmamız lazım

60’lı 70’li yıllarda Ankara’nın göbeğinde, sade saatçi dükkânı gibi görünün ancak Türkiye’nin önemli tarihine kapı açan Saatçi Musa Mehmet Bayar’a konuştu.

Hayatı boyunca birçok olaya tanıklık eden Musa Çağıl, namı değer Saatçi Musa, Türkiye’nin önde gelen siyaset, düşünce ve edebiyat adamlarının akrep ve yelkovanlarına yön verdi. İki Cumhurbaşkanı, beş Başbakan, sayısını bilmediği kadar bakan ile bürokrata 15 metrekarelik dükkânında ağırlayan Saatçi Musa, siyasi tarihimize ışık tutuyor. Milli Nizam Parti’sinin dükkânında nasıl kurulduğundan, Süleyman Demirel’i nasıl kovaladığına kadar ilginçliklerle dolu hayatını Mehmet Bayar’a anlattı. 

Saatçilik mesleğini nasıl öğrendiniz? Baba mesleği mi yoksa sonradan sizde oluşan bir merakla mı?

Evet, saatçilik baba mesleği… Sultan 2. Abdülhamit döneminde, medrese öğrencileri askerlikten muaf tutuluyormuş. Bu nedenle babam Sivas’ta ilim tahsiline başladığında saat tamirciliğini öğrenmiş. Ağabeyim de askere gidince babam beni dükkana aldı. Zaten tatillerde de gidiyorduk. Babam “Gel dükkanda çalış memur olup ne olacaksın?” diyordu. İlk yaptığım saati iyi yaptım, sonra babam “Musa artık dükkanı idare eder” dedi. Ondan sonra dükkana oturdum saatçilik mesleğine ilk adım attım.

HARF İNKILABINDAN SONRA OKUYACAK KİTAP YOKTU

Saatçilik mesleğiyle uğraşırken ilim ve fikir dünyasına ilginiz nasıl gelişti?

Malatya’da kültür dernekleri vardı orada çok fazla zaman harcıyordum. O zamanlar Said beyin 40’tan fazla eseri vardı. O dönemde Malatya’nın Terzi Said, Tamirci Said ve Topal Said diye 3 tane büyük üstatları vardı. Harf inkılabından sonra o dönemde okuyacak kitap yoktu. Onların yanına gidip ders alıyordum.

Necip Fazıl, 7 güzel adam, edebiyatçılar siyasi çevreleriyle nasıl tanıştınız?

Cezaevinden çıktıktan sonra Malatya’da bir iş imkanı olmadı. Ağabeyimde o dönem askerden gelmişti. O dönemde İstanbul’a gitme kararı aldım yolda iken Ankara’ya uğradım. Hacı Bayram Veli Camii’de üstat Necip Fazıl’a rastladım. Beraber yemeğe gittik o günde İstanbul’a dönecekti. Ara sıra gidip geliyormuş Adnan Menderes’le görüşmek için. Ankara’da kalmaya karar verdim ve bir dükkan tuttum. Dönemin entelektüelleri Ankara Matime Camii’sinde toplanırlardı. Bir Cuma vakti gittim camiye Nuri Pakdil, Rasim Özdenören, Sezai Karakoç hepsi orada toplanmıştı. Sohbet muhabbet derken birbirilerimizi yakından tanıma fırsatımız oldu.

KİMSE KİMSEYE BENZEMEZ

Dükkânınız nasıl oldu da siyasi ve entelektüel dünyasının cazibe merkezi oldu? İnsanlar sizin dükkâna niçin gelirlerdi sizi farklı kılan neydi?

Herkesin bir farklılığı var. Kimse kimseye benzemez bu harekete merakım var. Çocukluk yıllarımdan şimdiye kadar, okumaya araştırmaya merakı olan biriyim.  İnsanlarla iletişim kurmayı severim.

Kimler gelir giderdi dükkânınıza nasıl tanındınız?

Üstat, Sezai Karakoç gibi isimler gelince dükkan tanınmaya başlandı. Dükkan zaten 16 metre kareydi gelenler dükkana kolay kolay sığmazdı. Necmettin Erbakan’dan tut, Bülent Ecevit’e kadar, Necip Fazıl’dan Turgut Özal’a kadar her kesimden isimler dükkana ziyarete gelirlerdi. 20 kişi üstadın sohbetini dinlerdi. Kimler yoktu ki dükkanda. Bazen birkaç kuşak dükkanda olurdu. İsim hafızam zayıf olmasa liste verebilirdim. Zamanla aralarında Cumhurbaşkanlarının, başbakanların, bakanların, akademisyenlerin, tanınmış yazar ve şairler sık sık dükkana gelip giderlerdi.

PARTİNİN KURULMASINA KARŞIYDIK

Milli Nizam partisi dükkanınızda nasıl kuruldu?

Erbakan dükkana geliyordu. Parti kurulmasından bahsediyordu ama biz parti kurulmasına karşıydık. Parti kurulması bizim inancımıza ters. Laikliği açık açık kabul ediyorsun. Laiklik küfür demektir. Dinsiz olmak kafir olmaktır. Aramızda epey müzakere ettik toplantılara Erbakan geldi. Kendisine, medyanın kadar tehlikeli olduğunu bu durumun iyi değerlendirmesi gerektiğini anlattık. Ama Erbakan kararını vermişti ve Milli Nizam partisi toplantıdan sonra kurulmuştu.

Rahmetli Turgut Özal kabinesini dükkanınızda topladı deniyor?

Turgut Özal dükkana sık sık gelirdi ama kabineyi toplamazdı. Fakat kabineden çok fazla bakan dükkana gelip giderdi.

DEMİREL’İ DÜKKANDAN KOVALADIM

Süleyman Demirel’i kovduğunuz söyleniyor?

Demirel dükkana geldiğinde, İslami ve siyasi konular açılınca saçma sapan konuşuyordu. “Milletin başına bela olacaksın, bir daha buraya gelme” diye kovaladım onu.  Bir daha dükkana gelmesini istemedim. Zaten sonradan Mason olduğu ortaya çıktı.

HER ÇİÇEK AYRI ZEVK VE KOKU VERİR

Edebiyat dünyasında Yedi Güzel Adam’dan, siyasetçilere kadar bir çok alanda misafirleriniz oldu. Ziyaretçileriniz arasında en çok zevk aldığınız bir isim var mı?

Hepsinden ayrı zevk aldım. Sezai Karakoç, Üstat Necip Fazıl, Erdem Beyazit bunlar hepsi birer değer. Şimdi Necip Fazıl’dan aldığın zevki Rasim Özdenören’den alamazsın Özdenören’den başka bir zevk alırsın. Bu isimlerde birer çiçek gibi her çiçek ayrı bir zevk ve koku verir.

Dükkanınız ne zaman kapandı kapatmaya nasıl karar verdiğiniz?

2005 yılında dükkanı kapattım. Son yıllarda elektronik saatler çoğalınca bizim mekanik saatler iş yapmaz oldu. Yaşta ilerleyince gözler görmemeye başladı dükkanı kapattım, başka işler yapmaya başladım.

Eski yıllara olduğu gibi sohbet mekanlarınız var mı?

Derneklerde vakıflarda sohbetler yapıyoruz.

DÜKKANA HER KESİMDEN MİSAFİRLER GELİYORDU

Dükkanınız hakkında daha önce paylaşmadığınız bir anınız veya ilginç bir hikayeniz var mı?

Dükkana çok değişik kesimlerden kişiler geliyordu. Doğunun çok kesin komünistleri gelip onlarla münakaşa ediyorduk. Bir gün Çerkez Haydar geldi komünistlerle münakaşa ederken kalktı ayağa “Sen nasıl konuşuyorsun olur mu öyle şey” derken çekti tabancayı. Dedik ki, “Haydar sen ne yapıyorsun burası dükkan ve biz sohbet ediyoruz. Biz burada konuşuruz bağırmaya gerek yok fikrin varsa söyle“ sonra kendisini yatıştırdık.

KURANLA OLAN BAĞIMIZ KOPTU

Muhafazakâr, İslamcı mekanlarda yetişen anlayış şimdi iktidara geldi. Ezanların Türkçe okutulmasından Allah demenin yasak olduğu dönemden bu güne kadar yaşanan olayları göz önüne alırsak geldiğimiz noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Müslüman İslam Alemi, Müslümanlıktan gayet uzak. Biz İslam’ın kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’den değil geleneklerden mitolojiden hikayelerden aldık dini bilgileri ve Kur’an-ı Kerim’le irtibatımız kayboldu. İslam’la beraber maalesef dik duramadık.

CHP GAYRİMİLLİYETÇİ BİR PARTİ

Türkiye’nin son dönemlerde Batılılaştırma girişimleri nasıl sonuç verdi?

Türkiye’nin Batılaşma süreci Osmanlı’dan başladı. Jön Türkler akımı dinsizlik akımıdır. Fransa’ya gidip orada eğitim görüp gazete çıkardılar. İttihat ve Terakki ile hız kazanıp CHP’yle beraber yerine oturdu. CHP’nin 6 oku içinde milliyetçilik var ama bunlar gayrimilliyetçi.

Türkiye ve İslam dünyası arasında ilişkiler yeniden kuruluyor. Türkiye, İslam dünyası için nasıl bir anlam ifade ediyor?

Türkiye’nin kuvvetli ve akılı bir lideri var. Böyle zorlu bir süreçte Erdoğan gibi bir liderin çıkması Allah’ın bize bir lütfudur. Bütün haçlı seferleri Erdoğan’la uğraşıyor neden peki? Çünkü Erdoğan İslam dünyasını ayağa kaldırmaya çalışıyor. Osmanlı’dan daha güçlü, akılı ve yeniliklere açık bir devlet anlayışı kazandırmak istiyor.

MÜSLÜMANLARIN BU GELMESİ BİZİM SUÇUMUZ

Uluslararası denkleme bakıldığında Filistin, Suriye, Myanmar başta olmak üzere Müslümanların yaşadığı hemen her coğrafyada büyük sıkıntılar hakim. Dünya üzerinde Müslümanların genel tutumu üzerinden değerlendirmek gerekirse son gelişmeler ışığında nasıl bir tablo görüyorsunuz?

Bunlar Müslümanların yüz karasıdır! Bizim yüz karamızdır! Onların bu hale gelmesi; zamanında Osmanlı onlara sahip çıktı. Cumhuriyet döneminde Allah demek yasak, Arapça ezan okumak yasak, Kur’an-ı Kerim okumak yasak, hacca gitmek yasak bakın bunlar hepsi belgeli. Demokrat parti geldi ezanı Arapça yaptı, hac yolunu açtı.

BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE OLMAMIZ LAZIM

Müslümanlar dünyanın neresinde?

Müslümanlar dünya nüfusunun geneli içinde küçük ama önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Günümüz güç dengelerinin Müslümanların ne kadar aleyhinde olduğu düşünüldüğünde ayakta kalabilmemiz için güç birliğine hazırlıklı olabilmeliyiz. Kısacası bizim dostlara ihtilacımız var. Unutulmamalıdır ki, her toplumda mutlaka iyi insanlar vardır. Önemli olan bu kesimlere ortaklaşabilen zeminlerde diyalog ve irtibatı geliştirmek, güçlendirmektir. Bundan daha önce de elbette gerçekçi bir zeminde toplumsal dönüşüme çağrıda bulunacak sahih bir İslami anlayışı oluşturabilmekle hükümlüyüz.